Gribe Karşı Önlemler
NEZLE ve GRİP (COLD and FLU)
NEZLE
Üst solunum yolunun; burun, boğaz ve soluk borusunun viral bir enfeksiyonudur. Akut olarak meydana gelir. Kuluçka devri 1-4 gündür. Hastalık genellikle burun tıkanıklığı, hapşırık, boğaz ağrısı ile başlar ve devam eder. Diğer belirtileri ses kısıklığı, öksürük, halsizlik, kas ve eklem ağrısıdır. Ateş genellikle 38°C nin altındadır. Bu belirtiler 7-10 gün sürebilir.
GRİP
Grip de yine üst solunum yolunun viral bir enfeksiyonudur. Influenza çok yaygın olarak görülen bir hastalıktır. Kuluçka süresi genel olarak 2-3 gündür. Klasik belirtiler baş ağrısı, yorgunluk, boğaz ağrısı, burun akıntısı, hapşırık ve kuru öksürüktür. Mide bulantısı ve kusma özellikle çocuklarda meydana gelebilir. Ateş çoğu kez 38°C nin üzerindedir. Belirtiler genellikle 2-3 günden sonra hafifler.
Nezle ve Grip Farkı
| Belirtiler | Nezle | Grip |
| Ateş Baş ağrısı Genel vücut ağrısı Yorgunluk Tıkalı burun Hapşırma Boğaz ağrısı Öksürük | nadir nadir az hafif genellikle genellikle genellikle nadir | 38-39° C sürekli genellikle 2-3 hafta bazen bazen bazen genellikle |
TEDAVİ
Antibiyotikler viral enfeksiyonlarda etkili değildir. Kullanılmasının bir yararı yoktur. Antibiyotiklere ancak bakterial komplikasyonlar (sinüsit, orta kulak iltihabı v.s) geliştiği zaman ihtiyaç vardır. Ağrı kesiciler, ateş düşürücüler ve antihistaminikler şikayetlerin azalmasında yardımcı olur. (rutin olarak aspirin kullanılması tavsiye edilmez)
Soğuk algınlığınızın iyileşmesini beklerken alınması gereken önlemler ;
- Ilık ve rahat ortamda bulunun, ağır fizik aktivitelerinden uzak durun. Dinleniniz.
- Ateş ve diğer belirtilerin ağır seyrettiği durumda yatak istirahati yapın.
- Mukusu yumuşatmak, drenajı sağlamak ve kaybolan sıvıyı tekrar kazanmak için günde en az 8 bardak sıvı alın.
- Nemlendiriciler ve su buharı kullanılarak çevrenin nemini arttırın, çevrenin nemini arttırmak göğüs tıkanıklığının kaybolmasına yardım eder.
- Sigara içmek boğaz tahrişi ve öksürüğü arttırır. Kesinlikle sigara içmeyin.
- Boğaz ağrılarını azaltmak için ılık, tuzlu su ile gargara yapın.
- Hastalığın şiddetini ve uzamasını önlemek için Vitamin C kullanın.
KORUNMA
- Hastalık elle temasla da bulaşabilir. Bu nedenle hasta kişi bulaşmayı önlemek için sık sık ellerini yıkamalıdır. Ayrıca hasta kişi ile sağlıklı kişi mümkün olduğu kadar tokalaşmamalıdır.
- Hasta sık sık kağıt mendil kullanmalı, hastanın havlu ve bardağı müşterek kullanılmamalıdır.
- Burun akıntısının çok yoğun olduğu dönemde hasta toplu yerlerden uzak kalmalıdır.
- Grip olma riskini azaltmanın bir yolu da grip aşısıdır.
GRİP AŞISININ ÖNERİLDİĞİ DURUMLAR
- Kronik kalp ve akciğer hastalığı olan yetişkinler ve çocuklara (astımlı çocuklar da dahil)
- Kronik metabolik hastalıklar (diyabet gibi) böbrek hastalığı , bağışıklık sisteminde yetersizlik, kan hastalıkları nedeniyle bir önceki yıl düzenli tedavi gören veya hastanede yatanlara,
- Uzun süreli asprin tedavisi gören çocuklar ve gençlere (6 ay-18 yaş arası)
- 65 yaş ve üzerindekilere
- Toplu halde yaşayanlara
- Risk grubundaki kişiler: doktor, hemşire, hastabakıcı, kreş ve huzur evi çalışanları.
GRİP AŞISININ UYGULANMADIĞI DURUMLAR
- Grip aşısı, yumurta veya grip aşısının birleşenlerine karşı allerjisi olanlara uygulanmamalıdır.(Grip aşısı: tavuk embriyolarında üretilen inaktif virüslerden oluşur.)
- Ateşli bir hastalık geçirmekte olanlar, belirtiler yok olana kadar aşılanmamalıdır
Kaynak: http://www.bilkent.edu.tr/~bilheal/aykonu/september/nezle.htm
Yorum (yok) Yorum yaz!
kemik erimesine dikkat
Osteoporoz, kemik kütlesinin giderek azalmasıdır. Kemiğin mineral içeriği normaldir, sadece birim hacimdeki mineral yoğunluğu azalmıştır. Osteoporoz, sağlam kemiklerin yavaş yavaş erimesine ve zayıflamasına neden olan bir hastalıktır. Zayıflayan kemikler daha kolay kırılır hale gelir. Vücuttaki bütün kemikler bu durumdan etkilenmekle beraber kemik erimesi omurlarda, kalça ve bilek kemiklerinde daha belirgindir. Kemik kırıkları özellikle yaşlılarda tehlikeli bir durumdur.Kemiklerin sertleşmesini sağlayan asıl mineral kalsiyumdur. Osteoporozdan etkilenenlerin %80''i kadındır. Çünkü kadınların kemikleri daha incedir ve menopoz sonrası meydana gelen bir takım hormon değişiklikleri kemik erimesini hızlandırır. Osteoporoz erkeklerde daha nadirdir ve genellikle 70 yaşından sonra görülür.
Çoğunlukla vücutta bir kemik kırığı oluşmadan önce belirti vermez.
Sırt-bel ağrısı
Boyun giderek azalması ve vücudun daha öne doğru eğikleşmesi
Omurlarda, kalça ve bilek kemiklerinde kırıklar oluşması
Küçük travmalarla veya kendiliğinden oluşan kemik kırıkları
Osteoporozun nedeni tam olarak bilinmese de kemik erimesinin nasıl meydana geldiği iyi bilinmektedir. Normal şartlarda, bir yetişkinin toplam kemik kütlesinin %6-12''si her yıl yenilenir. Kemik kütlesi 20''li yaşların sonunda maksimum yoğunluktadır. 30''lu yaşların sonunda veya 40''lı yaşların başında ise kemik kütlesi yavaş yavaş azalmaya başlar. Çünkü bu yaşlarda kemiklerde kalsiyum kaybı görülür ve alınan toplam kalsiyum miktarı kayıp miktarını karşılayamaz.
Kadınlarda, menopozdan sonraki ilk 3-7 yıl arasında kemik yoğunluğundaki bu azalma daha şiddetlidir. Sebebi, kemiklerin kalsiyumu tutmasına yardımcı olan östrojen hormonunun menopoz sonrası çok hızlı şekilde azalmasıdır. Diğer taraftan kemik yoğunluğunun yaşlanma sonucu bir miktar azalması doğaldır. Bazı kişiler osteoporoz açısından daha yüksek risk altındadır. Bu kişiler arasında aşağıdakiler sayılabilir.
• İnce kemikli veya sigara ve içki içen veya hareketten uzak bir yaşam tarzı süren kadınlar
• Ailesinde osteoporoz hikayesi olan veya özellikle 40 yaşından önce yumurtalıklarını aldırmış kadınlar
• Menopoza girmiş kadınlar
• Kronik böbrek hastalığı veya daha önceden geçirilmiş mide-barsak ameliyatı gibi kalsiyum emilimini bozan rahatsızlıkları olanlar
• Hastalığa bağlı uzun süren hareketsizlik geçiren kişiler
• D vitamini yapımında bozukluk olan kişiler
• Cushing hastalığı, tiroid hastalığı olanlar veya uzun süre kortizon, heparin tedavisi alan kişiler
• Kemiklerinde gelişme bozukluğu olan hastalar
• Beslenme bozukluğu olan kişiler
• Kemik yoğunluğunun ölçülmesi: Absorpsiometri veya kantitatif bilgisayarlı tomografi yöntemleri kullanılır.
• Kan ve idrar tahlili: Kalsiyum miktarı ölçülür, kalsiyum kaybı olup olmadığına bakılır. Genellikle diğer kemik minerallerinin seviyeleri normaldir.
• Kemiklerin röntgen filmlerini çekmek: Standart röntgen filmi, kemik kütlesinin %20-30''u kaybedilmeden herhangi bir bulgu vermez. Dolayısıyla osteoporozun erken teşhisinde yeri yoktur. • Günlük diyet protein ve kalsiyum bakımından zengin olmalıdır. Süt ve süt ürünleri, balık, yumurta bol miktarda tüketilmelidir.
• Günde 1-2 gram dozunda kalsiyum tabletleri alınabilir.
• Hastada emilim bozukluğu varsa kalsiyumla birlikte D vitamini de verilmelidir.
• Osteoporozdan korunmak veya gelişimini azaltmak amacıyla menopoza girmiş kadınlarda hormon tedavisi önerilmektedir. Hormon tedavisinde, tek başına östrojen veya östrojen-progesteron kombinasyonları uygulanmaktadır.
kaynak : http://www.cicibebe.net/kadin/kemik_erimesi.htm
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Çocuklarda HIV
Kazanılmış (edinsel) bağışıklık yetersizliği hastalığı, (AIDS) erişkinlerde tamamlandıktan bir yıl sonra ilk kez 1982'de çocuklarda da tanımlanmıştır. Başlangıçta, pek çok; çocuğa kan ve kan Ürünleri aracılığıyla bulaşmıştır; ancak 1985 'ten sonra, kan vericilerinin HIV antikor testi ile taranarak etken bulunduranların verici olarak kabul edilmemesiyle, kan yoluyla geçiş hemen hemen ortadan kalkmıştır.
Günümüzde, gelişmiş ülkelerde çocuklarda gelişen hemen her HIV infeksiyonu, annedeki (matemal) hastalık sonucudur. Doğumdan önce ve yeni doğanın ilk günlerinde anneden bebeğe geçerek ölü doğum, bebekte ölüm ya da.hastalığa yol açan, suçiçeği, hepatit B,C,D,E, enterovirüsler (Coxsackie, ECHO), parvovirus B19, toksoplazma, B grubu streptokoklar, Listeria. Kandida, Lyme, kızamıkçık, uçuk virüsü (herpes simpleks) , gonore, Chlamydia, Ureaplasına, papil-lomavirus ve sifiliz gibi doğumsal hastalık etkenleri arasında HIV giderek artan bir önem kazanmakta.
Epidemiyoloji :HIV infeksiyonu ergenlerde, gençlerde ve erişkinlerde yüksek risk alan davranış biçimi ile ilişkili olarak ortaya çıkan ve infekte annelerin çocuklarında oluşabilen bir hastalıktır. Dünya' da HIV infeksiyonunun sıklığı hızla artmaktadır. Bildirilen vakaların %1' i 13 yaşın altındadır.
Gebeler arasında HIV infeksiyonunun sıklığı bölgelere göre değişmektedir. ABD verilerine göre ergenler tarafından askerlik için yapılan başvurularda 1/3000 oranında, iş başvurularında ise 3/1000 oranında HIV antikoru pozitif bulunmuştur. Gebelerde bu sıklık daha fazladır.
ABD'nin Philadelphia kentinde her 1000 gebe kadının 7-8'inin, Afrika ülkelerinde ise 30-70 'inin HIV ile infekte olduğu araştırmalarla belirlenmiştir.
Geçiş / Bulaş yolu: Günümüzde, Dünyada çocuklarda ortaya çıkan HIV infeksiyonlarının % 90' ından çok perinatal (gebelik ve doğum sırasında) geçişle ilişkilidir. HIV (AIDS hastalığı virüsü), anneden gebelik, doğum, emzirme sırasında bebeğe bulaşabilir. Ancak bugün, annenin HIV virüsünü taşıması bebeğini emzirmesi için engel kabul edilmemektedir. HIV ile İnfekte annelerin bebeklerinde, HIV'e karşı oluşan antikorların plasentadan geçişine bağlı olarak HIV antikoru pozitif olur ancak
doğumda çocukların yalnızca % 2S'i HIV ile infektedir.
kaynak: http://www.cicibebe.net
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Diş Fırçalama ve Ağız Sağlığı
Diş Fırçalama Tekniği
Dişlerimizi korumanın en etkili yolu düzenli olarak fırçalamaktır. Diş fırçalamanın ilk adımı doğru fırça seçimidir. En uygun fırça naylon ve orta sertlikteki fırçalardır. Ağız içinde kolay hareket ettirilmesi ve arka dişlere rahat ulaşabilme açısından fırçanın kafasının fazla büyük olmaması tercih edilir. Uygun fırça seçildikten sonra dişler en az günde iki kere düzenli olarak fırçalanır. Diş macunu ağza verdiği hoşa giden koku ve his nedeniyle diş fırçalanmasını kolaylaştırır. Diş parlatma tozları diş hekimi önerisi olmadıkça kullanılmamalıdır. Aşırı kullanımlar diş sağlığı açısından zararlıdır.
Diş fırçalanmasında fırçanın duruşu dışındaki temel hareket aynıdır: Fırça diş eti çizgisine eğimli olarak yerleştirilir. Bu durum bozulmadan küçük dairesel hareketlerle dişler fırçalanır. Daha sonra fırça, bir fırça boyu kadar kaydırılarak fırçalama sürdürülür.
1. Diş fırçası 45 derecelik açı yapacak biçimde tutulur ve diş eti hizasından başlanarak ağız boşluğuna doğru fırçalamaya başlanır. Dış yüzeylerden başlayan fırçalama sert darbeler halinde değil, yumuşak ve daireler çizecek biçimde, ön dişlerden arka dişlere doğru yapılmalıdır.
2. Daha sonra dişlerin iç yüzeyleri aynı şekilde fırçalanır. Bu işlemde fırça eğik tutularak, diş etinden ağız boşluğuna doğru hareket ettirilir.
3. Daha sonra dişlerin çiğneme yüzeyleri fırça düz olarak ileri geri hareket ettirilerek fırçalanır.
Fırçalama işleminin en az iki-üç dakika sürmesi gerekir. Sağlıklı diş etleri fırçalama sırasında kanamaz.
Diş fırçası kişiye ait bir araçtır, başkalarıyla paylaşılmaz. Diş fırçaları birkaç ayda bir, en geç altı ayda değiştirilmelidir. Gerektiğinde ara yüzlerin etkin olarak fırçalanmasını sağlamak üzere ara yüz fırçaları kullanılır. Bunlarla ilgili önerilerini almak üzere diş hekimine başvurmak gereklidir.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
sağlıklı besinler
Sağlıklı beslenmek istiyorsunuz. Ve bu arada da çok fazla yemek yediğinizden dolayı rahatsızlık duymak istemiyorsanız bu önerilerimiz sizin çok işinize yarayacak.
* Karnabaharı ve brokoliyi hafifçe haşlayıp yoğurtla tatlandırın. Bu karışım lif açısından zengin olduğundan, sizi uzun süre tok tutar.
* Salatalığın tok tutan etkisinden yararlanın. Salatalığı iyice yıkayın ve kabuklarıyla birlikte ince dilimler halinde kesip üzerine bol bol dereotu serpin. Kalorisi yok denilecek kadar az olan bu sebze oldukça tok tutucudur.
*Biraz talıya ne dersiniz ? 250 gr mor eriği biraz tarçınla haşlayın. Bu meyve fruktoz açısından oldukça zengin olmakla birlikte tatlı ihtiyacınızı da karşılayacaktır.
*Bu tarif sindirimi kolaylaştırır. 200 gr ananası incecik doğrayın ve süzgeçten geçirin. İçine 100 gr kefir ve taze nane ekleyin. *Ananasın içindeki enzimler, protein sindirimini hızlandırdığından oldukça doyurucudur.
*Ara öğünler edinmek en güzeli. Öğünler arasında acıktığınızda kuru erik yiyin. Kuru erik kan şekerinin düşmesini engeller. Bir kuru erikte 8 kalori olduğundan abartmamanızda fayda var.
*Bu tarifimiz aynı zamanda yağ yakıcı bir tarif. Çok işinize yarayacak. Bir demet maydanozu blendırdan geçirip sebze suyuyla karıştırın. Bir iki damla acı biber sosu ekleyin ve için.
*Bu tarifimizde özellikle bağırsak tembelliğinden şikayetçi olanlar için. Kırmızı elmayı, ince dilimler halinde kesip 1 çay kaşığı kıyılmış ceviz ve yarım çay kaşığı yonca balıyla karıştırın. Bu karışım hem doyurucudur hem de bağırsakları çalıştırır.
*Güzel ve sağlıklı bir kahvaltı önerisi ;Kahvaltıda armudu rendeleyin ve yulafa katın. Bu karışıma biraz da yoğurt ekleyin. Armudun içeriğindeki fruktoz uzun süre açlık hissetmemenizi sağlar.
*Haydi canlanın biraz ! Enerji ihtiyacınızı karşılamak için ; Günü canlı geçirmek için kendinize yulaf ezmesi hazırlayıp içine kuru meyveler katın. Bu, karbonhidrat ihtiyacınızı karşılayacaktır.
* Güzel ve değişik bir salat tarifi ; Portakal ve 50 gr ıspanak yaprağından oluşan bir salata hazırlayın. Salatayı 50 gr yağsız yoğurt, bir tutam tuz ve karabiberden oluşan bir sosla tatlandırın.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
« Önceki ::